Aptronim Sahibinin Sayfası

2011/8/12 - 3 dakikada okunur - Yorumlar - Kompütür

iphone neden cok eglenceli

Uzunca bir süredir ailecek Iphone kullanıyoruz. Diğer akıllı telefonlarla da yüz göz olmuşluğum vardı, itiraf etmek gerekirse Iphone’u özellikle istediğimden değil, diğerlerini özellikle istemediğimden tercih ettim. Iphone hakkındaki çoğu itiraza da yanıtım var. Mesela, Itunes kullanarak güncellemenin çok zor olduğunu söyleyen birine Nokia N97’yi güncellemenin neredeyse imkansız (iddia ediyorum, evet) olduğunu söyleyebilirim. Ya da uygulamalarının sadece Appstore’dan alınabiliyor olması eleştirisine karşılık, nereden ne uygulama edinebileceğinizi bilmediğiniz on civarı akıllı telefon modeli sayabilirim.

Neyse, demek istediğim, bayağı bir zamandır Iphone kullanmaktayım ve hayatımdaki memnuniyetsizliklerin kaynakları listemde telefonum yok. Hatta tam tersi, Iphone kullanırken memnuniyetsiz kaldığımı pek hatırlamıyorum. Bu tespitim, beni bir miktar tefekküre itti: İşin açığı, teknolojiyle ilgili olup da düzgün düzgün çalışmasına rağmen sinirlenmeyeceğiniz bir alet henüz dünyaya gelmiş değil, olmamalı. Toplu üretimler, tüm özel isteklere yanıt veremeyecektir, o yüzden mutlaka bir noktada fabrika çıkışı bir ürün sizin isteğinizi karşılamayacaktır. Peki Iphone’un farkı ne?

Farkı şu: Iphone, telefon tasarımından daha çok bir hayat (sosyal ya da bireysel) tasarımı. Ortalamayı hedef alan, ortalamadan sapmaları ise yumuşak bir şekilde, hafif hafif çekerek ortaya doğru çeken bir tasarım. Altını çizmek istiyorum, buradaki tasarımdan kastım ikonların rengi, telefonun ağırlığı, ısınıp ısınmadığı gibi ayrıntılar değil. Buradaki tasarım, etliye sütlüye dokunmayan bir günlük hayat yaşanımına eklenen, tespih muadili bir aksesuar.

Peki bu tasarım nasıl mümkün oluyor? Uygulamaların ve telefonun kendisinin kolay kullanımının yanı sıra, telefonun çevresinde oluşan diğer kullanımların da Apple tarafından özel olarak düzenlenmesiyle. Apple, Iphone üzerinde çalışan tüm uygulamaları belli bir süzgeçten geçiriyor ve ona göre uygulama dükkanı olan “Appstore”‘un vitrininde görünmesine izin veriyor. Appstore’un uygulama yayınlama politika belgesinden bazı alıntılar:

  • App Store’da 250000’in üzerinde uygulamamız var. Daha fazla “şapşal” uygulamaya ihtiyacımız yok. (Burada deyim olarak “fart” kullanılmış, yani “şapşal” yerine “osuruktan” diye de çevrilebilirdi.)

  • Amatörce yazılmış uygulamaların arasına kendi kaliteli uygulamalarını karıştırmak istemeyecek bir sürü ciddi uygulama geliştiricimiz var.

  • Uygulamanız reddedilirse, itiraz edebileceğiniz bir teftiş kurulumuz var. Basına bizi şikayet edip bize zarar vermeniz hiç bir işinize yaramaz.

  • Bu belge canlı bir belgedir. Yeni uygulamalar her an yeni kurallar çıkmasına sebep olabilir. Belki de sizin uygulamanız yeni bir kuralı tetikleyecektir.

Gibi gibi. Yani Apple ile birlikte uygulamanızı kitlelere açmaya karar verdiyseniz, onların ülkesinde, onların kurallarına tabisiniz ve bunlar her an değişebilir. İstemezseniz, pılınızı, pırtınızı ve çok geniş bir kitleye erişme olasılığınızı alıp gidebilirsiniz.

Üsttekiler, genel önermeler. Bunun dışında bol bol özgül maddeler de var:

  • Örneğin, uygulamanız içinde “bu uygulama Android’de de var” ya da “Nokia’daki orijinalinden Iphone platformuna taşınmıştır” diyemezsiniz.

  • Uygulamanız ne kadar pahalıysa, Apple da uygulamanızı o kadar ayrıntılı inceleyecektir.

  • Profesyonel olarak ironi ve taşlama yapanlar dışında, ironi ya da taşlama yapmak yasak. (Amatörler dışarı)

  • Nedense, özellikle Rus ruletiyle ilgili uygulamalar yasak.

Bunlar devam edebilir. Asıl belge sadece kayıtlı Apple geliştiricilerine açık, o yüzden burada aslını veremiyorum.

Yine de konu ortada: Apple’ın istediği, sınırlarını ürünleriyle belirledikleri ülkede, bir ütopya karikatürü yaratmak. “Tarot” diye arattığınızda yerli yersiz bir sürü uygulama gelmekte ve sadece indirip teker teker deneyerek size hoş vakit geçirmeyi garanti etmekte. Fakat biraz ciddileşmeye başladığınızda, diğer telefon ya da bilgisayarınızda bir uygulamanın muadilini aradığınızda şansınız yok. Apple ile çıkarları çelişme ihtimali olan bir topluluk ya da kurum için, üreticinin sağladığı ve zorladığı tek platformu kullanma şansınız yok. Daha bir çok şey için şansınız yoktur ama benim bu tefekkürüm sırasında aklıma gelenler bunlar.

Iphone çok eğlenceli. Ama siz ona doğru eğiliyorsunuz kullanırken, o size doğru yaklaşmıyor. Çok alacalı bulacalı olduğundan çoğu zaman başınıza ne geldiğini anlamak için şarjının bitmesini beklemeniz gerekebiliyor. Iphone’u Apple tasarlamış, Iphone da zamanla sizi tasarlayabiliyor.

Yani şimdi Iphone’umu atacak mıyım? Tık tık (tahtaya), hayır. Bu aralar Iphone üzerinde bir uygulama geliştirip ondan sonra da ne olacağını izlemek gibi bir fantazim vardı, ondan vazgeçiyorum sadece. Bence Apple’ın oynadığı oyun pek temiz değil, pasif olarak oyuna seyirci kalabilirim ama aktif girmek akıl karı değil.

Sonuç: Panasonic GD30’dan sonra ne ben ne de telefon piyasası iflah oldu.