Aptronim Sahibinin Sayfası

2006/1/9 - 2 dakikada okunur - Yorumlar - Seyir Defteri

firsatlar

Yine karanlık bir pazar günü. Neredeyse hiç bir şey yapmadan geçen bir günün son saatleri. Sünepeliğin iyice dibine vurduktan sonra, bundan daha fazla dibe vuramayacağımı farkediyor ve biraz yükselmeye karar veriyorum.Eşofmanlarımı çıkartıp giysilerimi giyiyorum. Amacım biraz dolaşmak, hava almak. Belki markete kadar gidip, raflarında daha önce içmediğim bir içecek, yemediğim bir çikolata bulmak. Ne yapalım, pazar günü açık olan ve bana içeride ne aradığımı sormayacak olan tek dükkan benzincideki market: Buradan yürüyerek onbeş yirmi dakika uzakta.Tam çıkarken çoktan beri kullanmadığım video kameram gözüme ilişiyor. Yanıma alsam mı acaba? Bir şeyler kaydedederim…Hadi canım sen de! Zaten akşam olmuş bile, bir de üstüne üstlük in cinin top oynadığı bir pazar akşamı, ne olabilir ki? Yürüyeceğim bir yarım saat, sonra da evime döneceğim işte…Dışarı çıkıyorum. Sessiz mahalle. Cadde biraz daha hareketli, bankamatik önünde, ilginçtir, üç kişiden oluşan bir sıra var. En arkadaki hararetli hararetli cep telefonuyla konuşuyor. Yürümeye devam…Çin lokantasında kimseler yok, daha az şatafatlı, tam yanındaki japon lokantasında bir aile akşam yemeği yiyor. Bir kaç dükkan yandaki bar/kafe karışımı yer de dolu: Garip, içeride bir tane bile erkek yok. Tesadüf mü acaba? İlginç…Meydana geliyorum. Meydanın ortasında bir tane febo dükkanı var. Febo’lar ilginç yerler, www.febo.nl adresinde web siteleri var. Kısaca, Hollandalılar’ın vazgeçemedikleri, fakat içinde yemek yerken de hiç gülümsemedikleri bir hızlı yemek zinciri. İçinde birkaç genç var. Ayakta durarak kroketlerini yiyorlar düşünceli düşünceli.Febo’nun önünde, yaklaşık bir metre uzunluğunda bir balıkçıl kuşu bana bakıyor, kafasındaki tüyler titreşiyor hafiften. Kroket yediği falan yok ama o da düşünceli. Ağzı olsa benimle konuşacak gibi. Konuşsa, bana– Vay benim safım salağım, vay benim bahtsızım, kameran olsa senin en bir kral modelin olurdum şimdi, bir yarım saat çekim yapardık bu floresan ışığının altında.diyecek gibi.Şansıma küfrederek ve ilk fırsatta cebime sığacak bir video kamera almaya yemin ederek benzinciye doğru ilerliyorum.Yaşamak ve gördüklerinde kaydedecek bir şey bulamamak mı? Şaka galiba…