Aptronim Sahibinin Sayfası

2005/5/18 - 4 dakikada okunur - Yorumlar - Seyir Defteri

14

Nerd ve geek lafları, bilgisayarla ilgilenlerin kulağına çok çalınır. Yeni bir cihaz görünce heyecanlanmak, teknolojiler hakkında saatlerce konuşmak, bu sıfatları kazanmak için yeterli gibi görünüyor. En azından, nerd (ya da geek) olmayanlar, dünyanın geri kalanını hemen bu lakaplarla tanımlayabiliyorlar.Asıl sözlük anlamlarına bakarsak, bu kelimelerin Türkçe karşılığı üç aşağı beş yukarı “inek”. Günümüzdeyse “teknolojiyle çok ilgilenen, üstüne üstlük bundan hoşlanan kişi” anlamında kullanılıyor.Douglas Adams‘ın güzel bir tanımı var nerd kişisi hakkında: “Telefon açıp da karşıdakiyle sadece telefon hakkında konuşan adama nerd denir.” diyor. Kendisinin de bir nerd olduğunu defalarca kabul eden Douglas Adams, yaşadıklarını anlatarak da örnek veriyor: “Last Chance to See” kitabında, şöyle bir pasaj var:

Aletlere düşkün olmamla ünlüyüm. Elle yapsam on saniyemi alacak bir işi bilgisayarın yapması için bütün günümü harcamak bana mutluluk veriyor. Kendi kendime “On saniye, on saniyedir. Zaman değerlidir, on saniyesini kurtarmak için bütün gün boyunca mutlu mutlu uğraşmaya değer.” diyorum. Rastladığımız megapod adlı kuşun da hayata benzer bir bakışı var.Buradaki önemli nokta, bu kuşun kendisi için emek tasarrufu sağlayan harika bir cihaz geliştirmiş olması. Tasarruf etmek istediği emek, ortalıkta gezineceği yere bütün gün kuluçkada oturup zaman kaybetme etkinliği.Bu noktada, bir tanesinin çalıların arasından seğirttiğini sandıysak da, aslında kuşla karşılaşmadığımızı söylemeliyim. Buna rağmen, farketmeden geçmeniz zor olan cihazıyla karşılaştık. Topraktan ve çürüyen otlardan oluşan, yaklaşık 180 santimetre yüksekliğinde ve tabanında yaklaşık 180 santimetre genişliğinde konik bir tümsekti. Aslında göründüğünden de yüksekti, zira tümsek yaklaşık bir metre derinliğindeki bir çukurun üstüne inşa edilmişti.Tümseğin hacmini anında hesaplayan bir program yazarak eğlenceli bir saat geçirdim. Pop-up menüleriyle falan, çok kıyak ve seksi bir programdı. Yazdığım programın bana faydası, bir daha bir megapod yuvası gördüğümde ortaya çıkacaktı. Tümseğin temel boyutlarını girmemle birlikte bir saniyeden daha kısa bir sürede bilgisayarım bana hacmi hesaplayacaktı. Aksi gibi, bir daha bir megapod yuvasının hacmini öğrenmek istediğim bir zamanı hatırlamıyorum. Ama dert değil, o tümseğin hacmini yaklaşık 6.88 m3 olarak hesapladım. Tümsek aslında bir otomatik kuluçka makinasıydı.Böylece kuşun arada sırada yumurtalarının üstünde oturması gerekmiyordu.

Bu parçayı okuduktan sonra, doğada da örneklerim olduğunu, pek de doğallığımın dışında davranmadığımı düşünerek kendimi rahatlattım. Fakat bu rahat düşüncelerimi devam ettirmek için, megapod kuşunun tasarruf ettiği kuluçkaya oturmak eyleminden arta kalan zamanlarını tümseğin bakımını yaparak harcadığı gerçeğini aklıma gelir gelmez unutmamgerekti. Ne de olsa, hayatım daha rahat olsun, başka şeyler yapmama zaman kalsın diye bir bilgisayarım, bisikletim, cep telefonum, banka hesabım, tam zamanlı bir işim, başımı sokacağım bir evim var. Hayatın bu tesislerinin bana kazandırdığı boş zamanlarda bilgisayarı daha güzel çalıştırmaya çalışmakla, bisikletin zincirini yağlamakla, banka hesabımı kontrol etmekle, işe gidip gelip stresini çekmekle ya da evin elektrik-su faturalarını ödemekle geçiriyorum.Megapod kuşundan farkım ne?!Üstte çevirisini yapmaya çalıştığım yazının aslı şöyle:

I have a well-deserved reputation for being something of a gadget freak, and am rarely happier than when spending an entire day programming my computer to perform automatically a task that it would otherwise take me a good ten seconds to do by hand. Ten seconds, I tell myself, is ten seconds. Time valuable and ten seconds’ worth of it is well worth the investments of a day’s happy activity working out a way of saving it. The bird we came across was called a megapode, and it has a very similar outlook on life.The important thing is that the megapode has worked out a wonderful labour-saving device for itself. The labour it wishes to save is the time-consuming activity of sitting on its nest all day incubating its eggs, when it could be out and about doing things. I have to say at this point that we didn’t actually come across the bird itself, though we thought we glimpsed one scuttling through the undergrowth. We did, however, come across its labour-saving device, which is something that it’s hard to miss. It was a conical mound of thickly packed earth and rotting vegetation, about six feet high and six feet wide at its base. In fact it was considerably higher that it appeared because the mound would have been built on a hollow in the ground which would itself have been about three feet deep.I’ve just spent a cheerful hour of my time writing a program on my computer that will tell me instantly what the volume of the mound was. It’s a very neat and sexy program with all sorts of pop-up menus and things, and the advantage of doing it the way I have is that on any future occassion on which I need to know the volume of a megapode nest, given its basic dimensions, my computer will give me the answer in less than a second, which is a wonderful saving of time. The downside, I suppose, is that I cannot conceive of any future occassion that I am likely to know the volume of a megapode nest, bu no matter: the volume of this mound is a little over nine cubic yards. What the mound is is an automatic incubator.And thus it saves itself all the bother of sitting on its eggs from time to time.