Arşiv
Anonim-7
Bir anonim ıslak mendil daha. Tarayıcım metalik gri yüzeyde saçmaladığından, pek güzel çıkmadı. Sanatçı bu yapıtında mendilin bir tarafına yunus, diğer tarafına kelebek nakşetmiş. Niye olduğunu umarım kendisi biliyordur.
Duşpik İngiriş?
Ana dili İngilizce olan bazı aklıevveller, sanki kendi vatandaşları çok süper İngilizce konuşuyorlarmış gibi, elalemin İngilizce’sine sardırmışlar, tüm dünyayı bıkmadan gezip, kurulan devrik cümlelerin, anlam kaymalarının fotoğraflarını çekip gülüyorlar. Mesela engrish.combunlardan biri. Tabii ki komik ama bunlara gülenlerin akabinden Sheakspear okuyup da kötü etkilenen dillerini temizlediklerini sanmıyorum.Bu arada, bazılarına ben de gülüyorum, o ayrı. Gülüyorum diye şımarıp da bana mesaj yazarken dahi anlamındaki de ekini ayrı yazmazsanız selamı sabahı keserim.Tamam tamam, ortamı yumuşatalım. Ayça bulmuş gezdiği bir yerlerden, buyrun:
Bir Şapka Daha
Yabancılarda deyim gibi bir şey var: Şapka. Hangi şapkayla konuştuğunuzu sorduklarında birden fazla özelliği varmış da onlardan birini seçip diğerleri yokmuş gibi davranarak konuştuğunuzu varsaymış oluyorlar. Yani patronunuz gidip de “şimdi çalışan şapkamı takıyorum” gibisinden bir laf edince, patron sıfatıyla konuşmayı bir yana bırakıp, seviyenize inmeye karar vermiş anlamına geliyor.Pek şapka takmam, alışkanlığım değil ama promosyon olsun, tatil yerinde aceleyle alınmış olsun, bir sürü kepim var çekmecemde. Gerektiğinde evde bırakmış olurum, gerekmediğinde de çekmecede yer kaplarlar. Tarafıma şimdiye kadar verilmiş ve “bu şapkamı takarak konuşuyorum” diyebileceğim tek şapka, şu ana kadar bu şapkaydı:
Tabii ki bu şapkamı takıp da insan içine çıkmadım, sadece eski şirketin bir etkinliğinde dağıtıldığı için hatıra diye sakladım – “Outing”i düzenleyen şirket, “hacker”dan kastedilenden ne anladıklarını bu promosyanlarında dışa vurmak istemişler, nasip.Cuma itibariyle bir şapkam daha oldu:
Mustafa'nın Kahvaltı Dünyası
Diyarbakır’ın kahvaltıcıları ünlüymüş, bu da onlardan. İsmi ne güzel, değil mi? Kafamda, kahvaltıya oturan Mustafa adında küçük bir çocuğun, kahvaltı sırasında yaşadığı fantazileri anlatan bir çizgi film oluşuyor. Yumurta kardeşle ormana gitmeler, çatalların saldırısı, hain salamın ortalığa yağ dökmesi, mancınık olarak kullanılan kaşık…
Cinebonus
Cinebonus’un ıslak mendilini bulunca hemen atladım, böylece burası hakkındaki düşüncelerimi yazma şansına nail olacaktım. Şöyle: Bu sinemaya giderken bilet alırsınız, para verirsiniz. Sonra film arasında da olmak üzere, sayısız reklama boğulur, sinemaya gittiğinize gideceğinize pişman olursunuz. Avrupa yakası dizisinde bu kadar reklam izlemedim, hemen zapladım. Bunda zaplanmıyor da. İlla tam uzunlukta reklamları, dakikalarca izlemeniz lazım.Buna rağmen iki filme gittim sanırım. Müstahak bana.
Piyata
ODTÜ’deki karumcuk kompleksinin, tezcanlı lokantalarından. En son aldığım paket hamburgeri açtığımda garnitürün ekmeğin bir hayli dışında olduğunu gördüğümde (servisi yapan eleman, aşçıyı sıkboğaz etmişti) buraya ileri geri bir şeyler yazmıştım. Arada sahiplerini rencide etmişim. Sağolsunlar, vukuatsız bir şekilde yorum yazarak, mevzuyu açığa kavuşturmuşlar (bakınız aşağıdaki yorumlar).Aslında şu Karumcuk mekanının havalandırması olsa, bir de tuvaleti insan evladına yakışır bir yer olsa, hiç bu noktaya gelmezdik ama nasip, bazen bir ıslak mendil uğruna ne güneşler batıyormuş.
Kanatçı
Kanat pek sevmem, o yüzden büyük gitmediğim ve büyük olasılıkla da zorunda kalmazsam gitmeyeceğim bir yer. Giden arkadaşlar nasılsa yorum bırakırlar.Arkadakı “Kiğılı” reklamı da ne gıcık. Sanki herkes biliyor giyim markası olduğunu. Hıh.













