Ankara’nın tartışmasız en harika iskenderini ve künefesini yapan lokanta. Genelde tenhadır ama serviste olsun, kalitede olsun hiç bir zaman eksik yoktur. Arka taraftaki reklam da çok eğlenceli: güvenli bir dünya için tel örgü satan bir müessese, hedef kitle olarak da yemek yemeye gelenleri seçmiş. Şuradaki resme referans yapmaktan başka elimden gelen bir şey yoktur.
Bir vakitten sonra barlarda canlı müziğin hiç bir ehemmiyetinin olmadığını, ne söylersen söyle zıplayacak birilerinin çıkacağını gösterir vesikadır.Ya da Bob Marley gelse, bir de Müslüm’den isteyen bulundurma ihtimali olan bir külli bünyeyiz, onun kanıtıdır.Videodur, izlenir.
Yazın Çıralı’ya gitmiştik (böyleydi). Oradan kalma bir ıslak mendil. İkiz Pansiyon’da kalmamıştık ama yemek artı bira eşliğinde gölgesinden yararlanmıştık hatırladığım kadarıyla.
AŞTİ’de mahsur kalırsanız yanınıza bir dergi, gazete alıp kapağı atabileceğiniz bir cafe. Gelen giden insanları izlemesi çok zevklidir, çay-çorba işin ayrıntısı.
Ankara’nın en oturmuş işkembe ve muhtelif sakatat lokantası. Çorbası da iyidir. Tunalı’da ve Kızılay’da iki yerleri var ve ilginçtir ki Kızılay’daki garsonlar ve servis harikayken, Tunalı’daki arkadaşlarının bir günden bir güne yüzlerinin güldüğü görülmemiştir.
Konur Sokak’ta bir et lokantası. Gitmişim ama sorsalar şimdi ne yediğimi, bilemem. Demek ki orijinallikten kaybediyorlar. Ama kötü de değilmiş ki aklımda kalmamış. Kararında.